Pazar Yerinde Satış Yapanlar İçin Ürün Güvenliği Yükümlülükleri

Hukuk alanında güncel bilgiler ve uzman makaleler.

Elektronik ticaretin büyümesiyle birlikte pazar yerlerinde satış yapan işletmeler bakımından hukuki riskler yalnızca tüketici hukuku, mesafeli sözleşmeler veya iade süreçleriyle sınırlı olmaktan çıkmıştır. Bugün gelinen noktada, internet üzerinden satışa sunulan ürünlerin güvenli, mevzuata uygun ve izlenebilir olması, doğrudan ürün güvenliği hukukunun konusudur. Türkiye’de bu alanın çerçevesi 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile çizilmiş; uzaktan satışlara özgü denetim düzeni ise 30 Ekim 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ve 1 Nisan 2025 tarihinde yürürlüğe giren Uzaktan İletişim Araçları Yoluyla Piyasaya Arz Edilen Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği ile somutlaştırılmıştır.

Bu nedenle artık pazar yeri satıcısının temel sorusu yalnızca “ürünü satabilir miyim?” değildir. Asıl soru; ürünün ilgili teknik düzenlemeye uygun olup olmadığı, ilan metninde hangi bilgilerin bulunması gerektiği, uygunsuzluk halinde hangi sürede aksiyon alınacağı ve Türkiye’de yerleşik muhatap zorunluluğunun bulunup bulunmadığıdır. Ticaret Bakanlığı da yeni düzenlemeyi duyururken özellikle satış ilanlarında ürün bilgisi zorunluluğu, uygunsuz ilanların 24 saat içinde kaldırılması, platformlarda ürün güvenliği temas noktası oluşturulması ve bazı ürünler bakımından Türkiye’de yerleşik iktisadi işletmeci şartı getirilmesini öne çıkarmıştır.

Ürün güvenliği neden artık pazar yeri satıcısının doğrudan sorunudur?

7223 sayılı Kanun’un temel amacı, ürünlerin güvenli ve ilgili teknik düzenlemelere uygun olmasını sağlamaktır. Kanun ayrıca imalatçı, ithalatçı, yetkili temsilci ve dağıtıcı gibi rollerin her birini ayrı ayrı tanımlamış; bunların ürün güvenliğine ilişkin sorumluluklarını birbirinden ayırmıştır. Ticaret Bakanlığı’nın çatı mevzuat açıklamalarında da açıkça belirtildiği üzere, e-ticaret kapsamında ürün güvenliği denetimlerine başlanmış, güvensiz ürün satışı yapan internet sayfalarına erişim engellenebilmesi öngörülmüş, izlenebilirlik mekanizması getirilmiş ve güvensiz ürünlerin tüketiciden geri çağrılması zorunlu hale getirilmiştir.

Bu çerçevede pazar yerinde satış yapan herkes aynı hukuki pozisyonda değildir. Bir işletme kendi markasıyla ürün piyasaya arz ediyorsa “imalatçı” gibi; yurt dışından getirip Türkiye’de satış yapıyorsa “ithalatçı” gibi; sadece tedarikçiden aldığı ürünü yeniden satıyorsa çoğu durumda “dağıtıcı” gibi değerlendirilebilir. 7223 sayılı Kanun’da “imalatçı”, ürünü kendi isim veya ticari markasıyla piyasaya arz eden kişi olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla pazar yeri satıcısının önce kendi hukuki rolünü doğru tespit etmesi gerekir; çünkü yükümlülüklerin ağırlığı da bu role göre değişir.

Satış ilanında bulunması gereken ürün güvenliği bilgileri

Yeni rejimin en önemli başlıklarından biri, satış ilanının artık sadece ticari tanıtım alanı olmaktan çıkmış olmasıdır. Ticaret Bakanlığı’nın 30 Ekim 2024 tarihli duyurusuna göre, ürünlerin satış ilanlarında gerekli Türkçe uyarı ve güvenlik bilgileri ile işaretlerine yer verilmesi zorunlu hale getirilmiştir. Bakanlık bu değişikliği, tüketicinin internetten alışveriş yaparken de fiziki mağazada olduğu gibi ürünü inceleyebilmesi ve gerekli işaretleri görebilmesi amacıyla gerekçelendirmiştir.

Bu düzenleme, pazar yeri satıcısı açısından son derece önemlidir. Çünkü artık yalnızca ürün görseli yüklemek, fiyat yazmak ve kısa bir pazarlama metni kullanmak yeterli değildir. Ürünün tabi olduğu teknik düzenlemeye göre gerekli işaretler, uyarılar, güvenlik açıklamaları ve varsa kullanım bakımından kritik bilgiler ilan yapısına yansıtılmalıdır. Uygulama rehberine ilişkin resmi duyurularda da satış ilanlarında bulunması gereken temel ve ek bilgilerin ayrıca açıklandığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle, satıcılar ilan metnini yalnızca satış odaklı değil, uygunluk ve güvenlik odaklı kurgulamak zorundadır.

Uygunsuz ürün ilanı 24 saat içinde kaldırılabilir

Pazar yerinde satış yapanlar bakımından en kritik yaptırım başlıklarından biri hız unsurudur. Ticaret Bakanlığı’nın resmi açıklamasına göre, herhangi bir internet sitesinde uygunsuz ürünlerin satıldığı tespit edilirse, satış ilanının 24 saat içinde kaldırılması gerekecektir; bu süre içinde talep yerine getirilmezse ilgili ilana erişim engellenecektir. Bu düzenleme, ürün güvenliği uyuşmazlıklarında artık “önce yazarışalım, sonra değerlendiririz” yaklaşımının yeterli olmayacağını göstermektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, riskin yalnızca platforma ait olmadığıdır. Elbette platformların da yükümlülüğü vardır; ancak uygunsuz ürünün kaynağı çoğu zaman satıcının ürün dosyası, eksik teknik bilgi, yanlış sınıflandırma veya yetersiz ilan içeriğidir. Bu nedenle pazar yeri satıcısının, ürün güvenliği şikâyeti veya yetkili kuruluş bildirimi halinde aynı gün içinde dosya çıkarabilecek, açıklama sunabilecek ve gerekiyorsa ilanı gönüllü olarak pasife alabilecek bir iç işleyiş kurması gerekir. Bu sonuç, resmi 24 saat kuralının pratikteki doğrudan yansımasıdır.

Türkiye’de yerleşik iktisadi işletmeci şartı göz ardı edilmemelidir

Ticaret Bakanlığı’nın aynı duyurusunda ayrıca, bazı ürünlerin piyasaya arzında Türkiye’de yerleşik bir iktisadi işletmeci bulunması şartı getirildiği ve bu şartı sağlamayanların Türkiye’ye satış gerçekleştiremeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bakanlık, hangi ürün gruplarının bu kapsamda olduğunu internet sitesinde yayımladığını da duyurmuştur. Bu başlık özellikle yurt dışı tedarik zinciriyle çalışan, dropshipping yapan, sınır ötesi e-ticaret modelini kullanan veya yabancı marka ürünleri doğrudan tüketiciye ulaştıran satıcılar bakımından önem taşımaktadır.

Buradaki temel risk şudur: Satıcı, ürünü dijital ortamda rahatça listeleyebildiği için hukuken de satışa uygun olduğunu düşünebilir. Oysa belirli ürün gruplarında Türkiye’de yerleşik muhatap bulunmaması, ürünün piyasaya arzını baştan sorunlu hale getirebilir. Bu nedenle pazar yeri satıcılarının özellikle ithal veya sınır ötesi ürünlerde, ilgili ürün grubunun mevzuatını ve yerleşik iktisadi işletmeci gerekliliğini kontrol etmeden satışa başlamaması gerekir.

Platformın yükümlülüğü var diye satıcının sorumluluğu ortadan kalkmaz

Yeni düzenleme yalnızca satıcıyı değil, platformu da sorumlu kılmaktadır. Ticaret Bakanlığı’na göre, başkalarına ait iktisadi ve ticari faaliyetlerin yapılmasına imkân sağlayan platformlar bir “Ürün Güvenliği Temas Noktası” belirlemek zorundadır; tüketiciler bu temas noktası üzerinden ürün güvenliği ve uygunluğuna ilişkin şikâyet ve bildirimde bulunabilecektir. Uygulama rehberi arama sonuçları da bu temas noktasının aracı hizmet sağlayıcının elektronik ticaret ortamında bulunacağını göstermektedir.

Bununla birlikte, platformun temas noktası kurmuş olması satıcının yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. 7223 sayılı Kanun’un mantığı, tedarik zincirindeki her aktörün kendi rolü ölçüsünde sorumlu olmasıdır. Ticaret Bakanlığı da Kanun’un getirdiği sistemde imalatçı, ithalatçı, yetkili temsilci ve dağıtıcı rollerinin ayrı ayrı düzenlendiğini açıkça ifade etmektedir. Dolayısıyla “platform zaten kontrol ediyor” savunması, tek başına güvenli bir hukuki pozisyon yaratmaz.

Pazar yeri satıcılarının en sık yaptığı hatalar

Uygulamada en sık karşılaşılan hata, ürün güvenliğinin yalnızca CE işareti veya basit bir etiket meselesi sanılmasıdır. Oysa teknik düzenlemeler; işaretleme, etiketleme, uygunluk değerlendirmesi, ürün bilgisi, uyarı metni ve kimi zaman kullanım talimatı gibi daha geniş bir alanı kapsar. Türkiye Ürün Kuralları Veri Tabanı da ürün bazında mevzuat, rehber ve yetkili kuruluş bilgilerini bu nedenle ayrı ayrı göstermektedir. Her ürün için aynı kontrol listesi geçerli değildir.

İkinci yaygın hata, tedarik zinciri kayıtlarının düzenli tutulmamasıdır. Oysa Ticaret Bakanlığı, 7223 sayılı Kanun’un getirdiği yenilikler arasında izlenebilirlik mekanizmasını özellikle saymaktadır; buna göre bir ürünü satan kişi, ürünü kimden aldığının ve kime sattığının kaydını tutmalıdır. Pazar yerinde satış yapan işletmeler açısından bu, yalnızca stok takibi meselesi değil; denetim, geri çağırma ve tedarikçi rücu süreçleri bakımından da hukuki zorunluluktur.

Üçüncü önemli hata ise geri çağırma ve kamuoyu bilgilendirme riskinin küçümsenmesidir. Bakanlık, güvensiz ürünlerin tüketiciden geri çağrılmasının zorunlu hale getirildiğini ve güvensiz ürünlere karşı kamuoyunun etkin biçimde bilgilendirileceğini açıkça belirtmektedir. Bu nedenle pazar yeri satıcısının “ürünü sattım, sorumluluk bitti” anlayışıyla hareket etmesi artık hukuken savunulabilir değildir.

Sonuç

Pazar yerinde satış yapanlar için ürün güvenliği yükümlülükleri, bugün itibarıyla yalnızca büyük üreticileri ilgilendiren teknik bir alan değildir. İnternet üzerinden ürün satan her işletme; sattığı ürünün güvenliğinden, ilan içeriğinin mevzuata uygunluğundan, gerekli uyarı ve işaretlerin gösterilmesinden, şikâyet veya denetim halinde hızlı aksiyon almaktan ve ürünün tedarik zinciri içinde izlenebilir olmasından doğrudan etkilenmektedir. 1 Nisan 2025’te yürürlüğe giren uzaktan satış denetimi yönetmeliği, bu alanı somut ve uygulanabilir hale getirmiştir.

Bu sebeple pazar yeri satıcıları bakımından doğru yaklaşım, ürün güvenliğini “satış sonrası çıkabilecek bir sorun” olarak değil; ürün listelemeden önce başlayan bir uyum süreci olarak ele almaktır. Rol tespiti yapılmalı, ilgili teknik düzenleme belirlenmeli, ilan şablonları güncellenmeli, 24 saatlik müdahale prosedürü kurulmalı ve özellikle ithal ürünlerde Türkiye’de yerleşik iktisadi işletmeci şartı mutlaka kontrol edilmelidir. Aksi halde risk yalnızca ilan kaldırılmasıyla sınırlı kalmayabilir; erişim engeli, geri çağırma, idari para cezası ve tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilir. İdari para cezalarının tutarları ayrıca yıllık tebliğlerle güncellendiğinden, somut olayda güncel tutarların ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Add comment:

Related Articles

Cart (0 items)