Apartman ve site yaşamı, yalnızca komşuluk ilişkilerinden ibaret değildir. Özellikle aidat borcu, ortak alan kullanımı, gürültü şikâyetleri, yöneticinin yetkileri, kat malikleri kurulu kararları ve meskenin işyeri gibi kullanılması gibi konular doğrudan hukuki sonuç doğurur. İşte bu noktada Kat Mülkiyeti Kanunu devreye girer. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, bağımsız bölümlerin mülkiyet yapısını ve bu bölümlerin bulunduğu ana taşınmazdaki ortak yaşam düzenini belirleyen temel kanundur. Kanun, 23 Haziran 1965 tarihinde kabul edilmiş ve 2 Temmuz 1965 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Temel Amacı Nedir?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun temel amacı, tamamlanmış bir yapının daire, dükkân, ofis, mağaza, depo gibi bağımsız ve başlı başına kullanılmaya elverişli bölümleri üzerinde ayrı mülkiyet hakkı kurulabilmesini sağlamaktır. Yani bu kanun, aynı bina içinde birden fazla kişinin hem kendi bağımsız bölümü üzerinde özel mülkiyet hakkına sahip olmasını hem de ortak alanlarda belirli kurallara uymasını düzenler. Bu nedenle Kat Mülkiyeti Kanunu yalnızca ev sahiplerini değil; kiracıları, site yönetimlerini, yatırım amaçlı taşınmaz edinen kişileri ve bağımsız bölümü sürekli kullanan herkesi ilgilendirir.
Ortak Alan Nedir ve Hangi Yerler Ortak Yer Sayılır?
Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarının en büyük kısmı, bir yerin ortak alan olup olmadığı tartışmasından doğar. Çünkü bir alan ortak yer sayılıyorsa, orası üzerinde tek bir malikin mutlak tasarruf yetkisi bulunmaz. Kanunda ortak yerlerin sözleşme ile ayrıca belirtilebileceği ifade edilmekle birlikte, bazı yerlerin her hâlde ortak yer sayılacağı da açıkça düzenlenmiştir. Temeller, ana duvarlar, taşıyıcı sistem unsurları, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, çatı, avlu, genel giriş kapıları, antreler, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, kapıcı dairesi, ortak garaj, kalorifer dairesi, su depoları, sığınaklar ve benzeri bölümler bu kapsamdadır. Bu nedenle apartmanda sık görülen “benim dairemin önündeki alan bana ait” veya “çatıyı yalnızca üst kat kullanıyor” şeklindeki iddialar, çoğu durumda kanuni sisteme uygun düşmez. Ortak yer değerlendirmesi yapılırken kanun metni, tapu kaydı, proje ve yönetim planı birlikte incelenmelidir.
Kat Maliklerinin En Temel Yükümlülükleri Nelerdir?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yalnızca mülkiyet hakkı değil, birlikte yaşama disiplini de düzenlenmiştir. Kanunun 18. maddesine göre kat malikleri; bağımsız bölümlerini, eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planına uygun davranmakla yükümlüdür. Bu düzenleme, özellikle gürültü, kötü koku, ortak alanın işgali, mimari projeye aykırı değişiklikler, uygunsuz kullanım ve huzuru bozan davranışlar bakımından son derece önemlidir. Apartman yaşamında birçok sorun, yalnızca sosyal bir problem değil; doğrudan Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında hukuki ihlal niteliği taşıyabilir.
Kanun, bu borçlara ilişkin hükümlerin sadece kat maliklerine değil, bağımsız bölümde oturan kiracılara, sükna hakkı sahiplerine ve bu bölümlerden devamlı şekilde yararlanan kişilere de uygulanacağını belirtir. Hatta bu kişiler, ilgili borçların yerine getirilmemesi hâlinde kat maliki ile birlikte müteselsil sorumluluk altına girebilir. Bu durum özellikle aidat ve ortak yaşam kurallarına aykırılık bakımından pratik önem taşır. Yani “kiracı olduğu için yönetim kurallarına uymak zorunda değil” şeklindeki düşünce hukuken doğru değildir.
Aidat ve Ortak Giderler Nasıl Paylaştırılır?
Kat Mülkiyeti Kanunu bakımından en çok merak edilen konulardan biri aidat ve ortak gider paylaşımıdır. Kanunun 20. maddesine göre kat maliklerinden her biri, aksi yönde bir anlaşma bulunmadıkça bazı giderlere eşit olarak, bazı giderlere ise arsa payı oranında katılır. Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderleri ile bunlar için toplanacak avanslar eşit şekilde paylaşılır. Buna karşılık sigorta primleri, bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri, yönetici aylığı ve ortak tesislerin işletme giderleri kural olarak arsa payı oranında bölüştürülür. Bu ayrım uygulamada çok önemlidir; çünkü yönetim planı veya maliklerin geçerli bir anlaşması yoksa gider paylaşımı keyfî şekilde yapılamaz.
Uygulamada sıkça duyulan “ben giriş katta oturuyorum, asansör masrafı ödemem”, “daireni kullanmıyorsan aidat ödemezsin” veya “ortak tesislerden faydalanmıyorum, o hâlde giderden muafım” şeklindeki savunmalar da çoğu zaman hukuken geçerli değildir. Kat malikinin ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçtiğini ya da bunlardan yararlanmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürmesi, gider ve avans payına katılma borcunu ortadan kaldırmaz. Bu kural, apartman ve site yönetimlerinin sürdürülebilirliği açısından kanunun en belirgin ilkelerinden biridir.
Aidat ve ortak gider borcunun zamanında ödenmemesi hâlinde ise hukuki yaptırımlar devreye girer. Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında diğer kat maliklerinden biri ya da yönetici tarafından dava açılabilir veya icra takibi başlatılabilir. Ayrıca ödenmeyen tutar bakımından aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı da gündeme gelir. Bu nedenle apartman aidatı, yöneticinin keyfî talep edebileceği bir ödeme değil; kanundan kaynaklanan bir borç niteliğindedir.
Kiracı Aidattan Sorumlu mudur?
Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında en çok sorulan sorulardan biri de kiracının aidat ve ortak giderlerden sorumlu olup olmadığıdır. Kanuni sistemde asıl sorumlu kat malikidir. Bununla birlikte bağımsız bölümde kira, sükna hakkı ya da başka bir hukuki sebeple devamlı şekilde yararlanan kişiler de ortak gider ve avans borcu ile gecikme tazminatından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilir. Bu yüzden uygulamada site yönetimi, belirli şartlar altında kiracıya da başvurabilir. Ancak her somut olayda kira sözleşmesinin içeriği, aidatın türü ve talebin kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Yönetim Planı Neden Bu Kadar Önemlidir?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yönetim planı, ana taşınmazın adeta iç anayasası niteliğindedir. Kanuna göre yönetim planı; yönetim tarzını, kullanma maksadını ve şeklini, yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler. Üstelik kanun, yönetim planının bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde olduğunu açıkça belirtir. Bu nedenle apartman veya site içindeki pek çok ihtilafta önce yönetim planına bakılır; kanunda açık düzenleme olmayan alanlarda da bu plan belirleyici rol oynar.
Yönetim planının önemi kadar, değiştirilmesinin zor oluşu da dikkat çekicidir. Kanuna göre yönetim planını değiştirebilmek için bütün kat maliklerinin beşte dördünün oyu gerekir. Bu oran, sıradan toplantı çoğunluğundan daha ağır bir nisaptır. Dolayısıyla apartmanda basit çoğunlukla alınan her kararın yönetim planını değiştireceği düşünülmemelidir. Özellikle kullanma biçimi, ortak alan düzeni, aidat sistemi ve yönetime ilişkin temel meselelerde yönetim planının özel bir ağırlığı vardır.
Kat Malikleri Kurulu Nasıl Toplanır ve Kararlar Nasıl Alınır?
Ana taşınmazın yönetimi, esasen kat malikleri kurulu eliyle yürütülür. Kanuna göre kat malikleri kurulu, yılda bir defadan az olmamak üzere yönetim planında gösterilen zamanlarda toplanır; yönetim planında tarih gösterilmemişse toplantı her takvim yılının ilk ayı içinde yapılır. Toplu yapılarda ise kurullar en geç iki yılda bir toplanır. Bu düzenleme, apartman ve sitelerde yönetimin belirsiz kalmaması ve en azından belirli aralıklarla hesap verilmesi açısından önemlidir.
Kurul kararlarının usulü de önem taşır. Kat malikleri kurulu kararları, sayfa numaraları taşıyan ve her sayfası noter mührüyle tasdikli bir deftere yazılarak toplantıda bulunan bütün kat maliklerince imzalanır; aykırı oy kullananlar ise aykırılık sebebini belirterek imza koyar. Bu nedenle karar defteri yalnızca şekli bir formalite değildir; uyuşmazlık hâlinde alınan kararın varlığını ve içeriğini ispatlayan temel belgedir. Özellikle aidat artışı, bakım-onarım kararı, yönetici seçimi veya ortak alan kullanımına ilişkin kararlarda usule uygun karar defteri büyük önem taşır.
Apartman Yöneticisi Kimdir, Nasıl Seçilir?
Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre kat malikleri, ana taşınmazın yönetimini kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kişiye ya da üç kişilik bir kurula verebilir. Bu kişiye yönetici, kurula ise yönetim kurulu denir. Ana taşınmazda sekiz veya daha fazla bağımsız bölüm varsa yönetici atanması zorunludur. Eğer bütün bölümler tek kişinin mülkiyetindeyse, o kişi kanunen yönetici sayılır. Bu düzenleme, özellikle çok bağımsız bölümlü apartman ve sitelerde yönetimin tesadüfe bırakılmamasını amaçlar.
Yönetici seçimi bakımından da kanun özel bir çoğunluk öngörür. Yönetici, kat maliklerinin hem sayı hem arsa payı bakımından çoğunluğu tarafından atanır. Bu nedenle uygulamada bazen görüldüğü gibi, yalnızca toplantıya katılan az sayıdaki malikin kendi arasında yönetici belirlemesi her zaman hukuken yeterli olmayabilir. Yönetici, uygulamada aidat tahsilatı, bakım-onarım sürecinin yürütülmesi, kurul kararlarının uygulanması ve bina yönetiminin devamlılığında merkezî rol oynar.
Mesken Olarak Kayıtlı Bağımsız Bölüm İşyeri Olarak Kullanılabilir mi?
Kat Mülkiyeti Kanunu’nda en çok tartışılan konulardan biri de mesken niteliğindeki bağımsız bölümün işyeri gibi kullanılmasıdır. Kanunun 24. maddesi, bazı kullanım türleri bakımından açık sınırlamalar getirir. Özellikle kütükte mesken olarak kayıtlı bir bağımsız bölümde fırın, lokanta, pastane ve benzeri yerlerin açılması kat malikleri kurulunun oybirliği ile vereceği karara bağlanmıştır. Bu noktada önemli olan, yalnızca toplantıya katılanların değil, kat maliklerinin tümünün oybirliğinin aranmasıdır. Dolayısıyla tapuda mesken olarak görünen bir yerin her ticari faaliyet için serbestçe kullanılabileceği düşüncesi doğru değildir.
Kat Malikleri Kurulu Kararlarına Karşı Dava Açılabilir mi?
Evet. Kat Mülkiyeti Kanunu, kurul kararlarının yargı denetimine kapalı olmadığını açıkça kabul eder. Kanunun 33. maddesine göre toplantıya katılıp aykırı oy veren kat maliki karar tarihinden itibaren bir ay içinde; toplantıya katılmayan kat maliki ise kararı öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden itibaren altı ay içinde iptal davası açabilir. Yönetim planına, kanuna, toplantı usulüne veya hakkaniyete aykırı kararlar bu yolla yargısal incelemeye taşınabilir. Bu nedenle apartmanda alınan her kararın kesin ve sorgulanamaz olduğunu söylemek doğru değildir.
Sonuç
Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman ve site yaşamının yalnızca teknik değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik dengesini kuran temel metindir. Ortak alanın sınırları, aidat yükümlülüğü, kiracının sorumluluğu, yöneticinin seçimi, kat malikleri kurulu kararlarının usulü ve meskenin kullanım amacı gibi başlıkların tamamı bu kanun etrafında şekillenir. Bu yüzden apartman ve site uyuşmazlıklarında yalnızca “komşuluk meselesi” gözüyle bakmak yerine; tapu kaydı, yönetim planı, karar defteri ve kanuni düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle aidat alacağı, ortak alan müdahalesi, yönetici işlemleri, gürültü ve kullanım amacı uyuşmazlıklarında sürecin baştan hukuka uygun kurulması, sonradan doğabilecek daha büyük ihtilafları önler.

